6 Haziran 2009 Cumartesi

PATİ


Mini mini bir kuş’un doğumundan yirmi yıl sonra…

Bir küçük kutucuk
İçinde bir yavrucuk
Adıymış Ayşe Pati’cik
Karton kutunun içinde
Sütü bitmiş bir yavrucuk
Annesi olmuş Meliş’cik
Gelmiş bir Meral’cik
Tutmuş elinden Ayşecik
Öpmüş elinden Paticik
Geçmiş üstünden üç senecik
Genç kız olmuş Ayşe’cik

Ayşecikin üç yılı…

Bir kutu mama,
Öksüzlükten kurtulma,
Evi bekleme,
Babayı yalama,
Anneye hırlama,
Merme’ye ağlama,
Melişi uyandırma…

Ayşecikin sonrası…

Ormanda bir daha kaybolmadı
Meşe palamutlarını hiç unutmadı
Babasını hiç üzmedi
Annesini hiç bırakmadı
Fil çobanlığında master yaptı
Bizi hep bekledi
Yemyeşil kırlarda
Yavru geyik olup
Annesinin yanında hopladı,zıpladı,oynadı.

MERVE ARCASOY

AİLE ve Yaprak Dökümü

Genelde sinema filmleri beni çok etkiler ve onların ardından yazı yazmak isterim.Bu sefer bir televizyon dizisi beni etkiledi.İki yılı aşkın süredir izlediğim bir dizi.Burada bulunduğum o dokuz aylarda, izleyip gözyaşlarına boğulduğum bu dizi, bugün beni çok etkiledi.Yaprak Dökümü,sadece bir başyapıt değil edebiyat anlamında,aynı zamanda insan hayatını özetleyen bir serüvenler silsilesi.İnsanın belki de hiçbir zaman yalnız olmadığının bir göstergesi.Her attığımız adımda sadece bir değil iki soyadı temsil ettiğimiz gerçeğinin bir örneği.Yakın akrabalar,uzak akrabalar,hısımlar,akraba gibi olduklarımız…Aile denen şey, şu Avrupa Birliği dedikleri halka da tanımlanmamış terimlerden biri.Aile kavramının bilindiği ve içselleştirildiği bir toplumun parçası olmaktan gurur duyuyorum.Herşeye,her şeye rağmen…Bütün ikinci sayfa haberlerine rağmen Türkiye Cumhuriyeti içinde yüz binlerce aile barındırır.Bu mini mini cumhuriyette bayramlar,kandiller,sözler,nişanlar,nikahlar ve düğünler olur.İnsanların birbirlerine gülerek baktıkları, bütün dini yanılgılara karşın içki içtikleri,inadına eğlendikleri güzel günler olur.Kandiller bilhassa güzeldir.Evde babanın gelmesini beklemek,geldiğinde kandil simidini elinden almak bir başka güzeldir.Didişilen odalarda kıbleye dönüp herkese inat öz Türkçe dilek dilemek ve istemek Allah’tan olabilecek bütün güzellikleri…Gece yatarken uyuya kalana dek dua etmek,sabah kalkınca kabul edilmiş olmasını umut etmek.Şimdilerde yerini alıyor sanıyor bazı kimseler kandil ziyaretlerinin smslerin.Hiç şüphesiz yanılıyorlar.Ben benim anladığım Kur’an ‘ımın çiçeklerini nasıl kopartmadan kokluyorsam, dedemin olduğu kandilleri de öyle özlüyorum ve unutmuyorum.Sevgi denilen şey sözlerle anlatılamaz zira ben diyemedim dedeme onu sevdiğimi ama biliyor olmalı o bunu, ona gülümseyişimden.
Söz törenleri bizim ailemizde çok renkli geçer. Eski Yavuztürk’ler ve Bedestenlioğulları yani şimdilerin adları gibi Uçarı’ları pek bir renkli sözlere tanıklık eder.Gençlerin çoğunlukta olduğu, yaşı geçmişlerin ise yaşlanmadığı bu aile içki içmeyi sever,dans etmeyi de,hem de çok…İnsan kendini tanıyamazken nasıl bir başkasını tanır? İnsan kendinden korkarken nasıl korkmaz başkasından? Bunlar gereksiz…Eğer lisedeyken, hani şu içinden geçtiğim tünel var ya,gençlik denilen,o zaman öğrendiğim bir şey var, uygulamaya çalışıyorum şimdilerde: insanları oldukları gibi kabul etmek…Hepsini oldukları gibi kabul ediyorum.Esprilerime yer eden Papa Jean Paul’ün Mehmet Ali Ağca’yı affedişi gibi herkese frero diyor ve affediyorum,oldukları gibi kabul ediyorum onları…Ve uzun ömürler diliyorum.
Bayramlar eski Çakmakçı ve Parmaksız’larda baharat kokar,domates-biber salçası ve göçmenlere has ıspanaklı börek…Arcasoy’lar pek bir sessiz,ciddidir.Bir Urfa anısına bakar gülümsemek,bir söyleyişe Urfa aksanıyla…Bakanlar Kurulu onlardan daha resmi değildir.Sevgiyi halının altında arasanız göremezsiniz varsa onun umut etmelisiniz.Ama gülüşler vardır,ortaklık vardır bir evi, bir masayı paylaşmak vardır.Okunan kitaplar,bitip tükenmek bilmeyen siyasi konuşmalar ve sonuca varamamaklar…Ciddiyet Arcasoy’ların yapıtaşıdır.Ciddi olacaksın ve okuyacaksın,senin tek ödevin budur.Sorulara doğru cevap vereceksin,gerektiğinde güleceksin,espri de yapabilirsin.Demli çayını içerken düşünmeyeceksin,o anı yaşayacaksın o ev o anı bir daha yaşamayabilir.Atatürk’ten daha yaşlı değil kimse orada ama yorgun olabilirler O’nun kadar olmasa da.Dini bir yüksek öğretim kitabında tanıyacaksın, fikirler edineceksin gezdiğin sokaklarda ama kimliğini yanında gezdireceksin.Kimliğin İstanbul denilen yosmanın elinden çıkmadı bunu bileceksin.Sen çok uzaklardan geldin,bunu unutmayacaksın,portakal yerken yere dökmeyeceksin.Demli kaçak çayı kimseye değişmeyecek, çok kitap okuyacaksın.Merhametli olacak,gerektiğinde susacaksın,susmasan da kimse bir şey yapmaz ya JHer birinde ayrı bir anlayış bulunulabilir mini mini Arcasoy’ların ama yapıtaşı değişmez: ciddiyet…
Nişan ve düğünler ne kadar da güzeldir Uçarı’larda…Bütün kadınların makyaj yaptığı,topuklu ayakkabı giydiği,güzel olmak istedikleri akşam üstleri,akşamlar,geceler ve sabaha karşılar…Ne kadar çok güler herkes ve ne güzeldir o fotoğraflar…Annelerin,kardeşlerin,babaların birbirine karıştığı geceler…Ne çok konuşur herkes halbuki herkes ayrı dili konuşuyordur ama bir Derince vardır derin mi derin, büyük mü büyük bir evin bulunduğu…İçilen sayısız Türk kahveleri,çiçek açmış meyve ağaçları,bir küçük beyazcık havuz...Çok saygı değer bir Bey vardır bunun arkasında,İbrahim Bey,beni geçenlerde görmeye geldi.O’na rahatlıklar diliyorum.Fotoğraflarını pek bir severim,sesini duyasım gelir…
Bir de Halil’in Arcasoy’ları vardır.Onlar herkesten çok Suruç’lu, Mitterrand’dan çok fransızdır.Sohbetlerimiz Platon’un kıskandırır, milleti sevişimiz Milliyetçi’leri gücendirir zira millet Osmanlı’dır.Gidesimiz vardır her yere, aldığımız paket turlar,pizzayla içtiğimiz şaraplar,kahvenin yanındaki konyaklar.Tartışmalarımız vardır apayrı boyutlarda ve konularda,bir de kızımız vardır hep öptüğümüz: Ayşe Pati.En son gelen ,hiç gitmesin istenen benden sonraki bir cadı Arcasoy.Daha neler neler söylenebilir kim bilir…Dedikodular ailecek ettiğimiz,izlediğimiz Türki Cumhuriyetler belgeselleri ve izlerken susmamız gereken Tibetçe filmler,babam anlamıyor duymazsaJ
Çok özlüyorum hepsini, Frero’lar hepinizi affediyorum, olduğunuz gibi kabul ediyorum sizi.Bir kadeh Chardonnay şarabımdan yudumluyor ve yazımı tamamlıyorum.Görüşmek üzere,lütfen bir yere gitmeyin,görüşelim.Kabulümsünüz…

MERVE ARCASOY

28 Mayıs 2009 Perşembe

AŞK
I
Yalnız İstanbul’da mı âşık olur insan?
Demli bir bardak çay içinde balıkları izlerken
Bardağın kan kırmızısında bir kız beliriverir
Kabataş İskelesi’nde.
Kız kırmızı, kız esmer, kız camdan…
Kırılıverir bir vapur sesinden.
Vapur sesinde bir oğlan beliriverir
Oğlan gürültülü, oğlan esmer, oğlan çelikten…
Boğuluverir zeytinyağının bir damlasında.
II
Halep’te âşık olmaz mı insan?
Defne ağacının altında bir kız beliriverir
İbrahim’in tarlasında.
Kız yeşil,kız Arap, kız yağdan…
Sabun atölyesinde bir oğlan beliriverir
Oğlan susuz, oğlan Arap, oğlan demirden…
Kamaşıverir bir sabun tabletinin ısırığında.
III
Burkina Faso’da âşık olunulabilir mi?
Karite meyvesinin hakiliğinde bir kız beliriverir
Daudi’nin sırasının yanı başında…
Kız sarı, kız zenci, kız topraktan…
Birleşmiş Milletler Konferansı’nda bir oğlan beliriverir
Oğlan kurak, oğlan zenci, oğlan kalemden…
Savruluverir sıcaktaki bir yaz yağmurunda.
IV
Oran’da âşık olunmaz mı?
Nane yaprağının çizgilerinde bir kız beliriverir
Dağın tepesinde.
Kız kara, kız Berberi, kız serin…
Limanın mavisinde bir oğlan beliriverir
Oğlan hırçın, oğlan Berberi, oğlan dalgadan…
Kayboluverir bir Alicante feribotunda.
V
Aşk nerde gelmez ki başa?
Doğanın kucağında,
Fabrikanın dumanında,
Atom bombasının radyasyonunda…
Kızlar ve oğlanlar şehirlerden…
Yitiverir aşkları bir uygarlık kavgasında.

MERVE ARCASOY





24 Mayıs 2009 Pazar

Jacques Brell Anısına

BAYIM

Önce değil ama ilkin o var
Hani o esmer olan
Duvarımsı hatları olan
Hani şu küt burunlu
Ve cahilce olanı
Bayım o o kadar çocuk ki
Kendini yeni keşfediyor
Onu affediyorum
Bayım sinirlerimi bozuyor
Ona şeker veriyorum bana kanıyor
Bayım alın onu başımdan
Söylemiyor ama beni seviyor
O da beni seviyor biliyorum bayım biliyorum

Sonra o var, bayım o çok güç
Çok huysuz ve kısa olanı
İnsanı korkutan ve susatan cinsten
Susuyorum bayım onunlayken
Konuşamıyorum bazen
Bayım kahkaha atıyor o, biliyorum az gülüyor
Gibi yapıyor ama ölüyor
Bazı sabahlar sevinirdim bayım, onun huysuz yüzünü göreceğim diye
Bayım onu artık hiç görmüyorum
Gördüğümde heyecanlanıyorum ama belli etmiyorum
Bayım ona bir şey olmasın, o en çok yaşamış olanı
Benden bir şey saklıyor biliyorum
Bayım o beni seviyor, belli ediyor sonra benden kaçıyor
Bayım onu sevmiş olabilirim, onu özlüyorum.

Bundan sonrası olmadı bayım.
Birinden biri olabilir diye düşledim bayım
Düşlerim korkunçlaştı
Bayım sizden saklamıyorum, ilki beni değil başkasını seviyor
Sonra gelense acıdır ki kimseyi sevmiyor ama biliyorum bayım
Beni sevebilir
Bayım onunla yatağımı mı paylaşayım?
Sevilmek için sevişmek şart mıdır bayım
Özür dilerim ama utanmıyorum
O çok yaşamış olanı ve biliyorum beni sevebilir
Bayım lütfen söyleyin ona beni unutmasın

21 Mayıs 2009 Perşembe

Gidilmesi gereken bir yer : CAFE ZADE RESTAURANT





Merhaba!

Bugün benim annemin doğumgünü.O yüzden size bir mekanı tanıtmak istedim.Eğer birlikte olmuş olsaydık onu Cafe Zade Restaurant'a götürürdüm.Cafe Zade tam tamına 7 yıldır gittiğim bir mekan.Uygun fiyatları,sıcak atmosferi ve çok ama çok lezzetli yemekleriyle benim favorim mekanlarımdan birisi.En son 6 ay önce gidebilmiştim.Yılbaşı tatili için İstanbul'a geldiğimde hiç tereddüt etmeden Zade'ye gittim.Bu mekan Taksim Sıraselviler Caddesi'nin paralelinde bulunmakta.İki katlı bir cafe-restaurant.Mönüsünde, Türk ve dünya mutfaklarından seçmeler mevcut.Mezun olduğum Sainte Pulchérie Fransız Lisesi'nin tam karşısında bulunmakta Cafe Zade.Günün her saatinde Sp öğrencilerini ve çalışanlarını ağırlar.Önerebileceğim 10larca yemek var ama benim favorim Zade'nin muhteşem Fettucine Alfredo'su.Tavuklu ve kırmızı etli Fettucine'nin ikisini de öneririm.Yoğurtlu Kebabı da arkadaşlarımın çoğunlukla tercih ettiklerindendir.Tatlılardan meyveli krep ve kızarmış dondurmayı öneririm.Her türlü makarna ve salatayı gerçekten usulüne uygun şekilde Zade'de yiyebilirsiniz.Ana yemeklerden Cajun Chicken gerçekten muhtşemdir.Sosunu hiçbir yerde bu kadar güzel yapamazlar.Cajun Salatası da kalori almak istemeyenler için idealdir.Anadolu yakasında oturup sadece Zade'de yemek yemeye gelen tanıdıklarım var.Zade Restaurant'ı kesinlikle herkese öneriyorum.Oraya gün aşırı giden Fransızların ve fransız kültürüyle yetişen öğrencilerin damak zevkine güvenin!
CaFE ZADE RESTAURANT - Katip Çelebi mah.Çukurluçeşme sok.No:18-BEYOGLU
Görüşmek üzere!Mutlu Günler!
MERVE ARCASOY

Mayıs Ayı bitmeyen yapılabilecekler (;


Hepimiz yazın geldiğinin farkındayız.Bu kaçınılmaz gerçek hepimizin düşüncelerinde...Yaza girmeden yapılabilecek bir sürü şey.Tek sorun belki de onları bir araya toplayıp işe koyulmakta.Ama bunu sizin için ve kendim için yapabilirim diye düşünüyor ve bu küçük yazıya bir liste eklemeyi düşünüyorum.Bu listedekiler sizin kendizi iyi hissetmenizi sağlayabilir ve yapılacaklarınıza yeni şeyler ekleyebilir.Ve işte liste :


1-Kışlık giysilerinizi dolabınızdan kaldırın.Onların naftalinleyin ve başka bir göze koyun.

2-Kışlık giysilerinizden eskiyenler ya da artık giymeyeceğinizi düşündükleriniz varsa onları başkalarına verin.

3-Yazlık giysilerinizi renk sırasına göre dolabınıza yerleştirin ve ihtiyacınız olan demirbaş yazlık giysilerinizi tespit edin.

4-Kendinize en az birer tane siyah ve beyaz kısa kollu tee-shirt alın.Onları alırken birer siyah ve beyaz askılı almayı da unutmayın.

5-Kışlık ayakkabılarınızın tozunu kuru bir bezle alın.Sonrasında onları renklerine göre çarşıdan aldığınız bir ayakkabı boyasıyla boyayın.Ve onları varsa kumaş bir ayakkabı torbasına yoksa bir naylon poşete koyup saklayın.

6-Giysilerinizi yerleştirirken dolabınızın tozunu alın ve ütüsü bozulmuş yazlık giysilerinizi ayırın ve daha sonra onları ütüleyin.

7-Eteklik ve pantalonlarınızı renklerine ve kumaşlarına göre düzenleyin.Pantalonlarınızın ütülerine dikkat edin.Ve eğer bu pantalon ve etekliklerle üstünüze giyebileceğiniz birşeyler hayal edemiyorsanız dolabınızdakilerle, mutlaka onlarla kombine edebileceğiniz birşeyler satın alın.Böylelikle dışarı çıkmadan önce ne giyeceğim düşüncesiyle telaşlanmaz ve vakit kaybetmezsiniz.

8-Dolabınızda mutlaka bir ya da iki tane renkli fular bulundurun.Beyaz bir tee-shirt giydinizde renkli bir fular takarak onu şık ve sade bir hale getirebilirsiniz.

9-Takılarınızı ve tokalarınızı ayırın, onları düzenleyin.Teklerini kaybettiğiniz küpeleri muhafaza etmenin kimseye bir faydası olmaz.Renk sırasına göre dizmiş olduğunuz tee-shirt ve askılılarınıza bakarak en çok sahip olduğunuz giysi rengini tespit edin.Ve o renk ağırlıklı küçük takılar alın.

10-Çoğunlukla takım halinde aksesuarlar almaya dikkat edin.Bu sizin şık olmanızı sağlayacaktır.

11-Parfümlerinizi eğer kutularıyla saklıyorsanız kutularını atın, bu size biraz yer açacaktır.Parfümlerinizi almış olduğunuz yıla göre düzenleyin ve eskimiş olanları evden çıkmadan önce görebileceğiniz bir yere koyarak, dışarı çıkmadan parfüm sıkın.Böylece az kalmış parfümlerinizi kullanmış olursunuz.Çünkü parfümler zamanla kokularını yitirir ve başkalaşırlar.Bu da sizin için peki iyi olmaz.

12-Parfüm konusunda biraz kafa yorun.Kışın kullandığınız baharatlı bir koku yazın uygun olmayabilir.Egzotik,şekerli ve meyveli kokular tercih edin.

13-Parfüm edinmek için illa çok büyük paralar vermeniz gerekmiyor.Sahte parfümleri önermektwn kaçınıyorum çünkü cildinize iyi gelmeyebilir.Ama Roger Gallet'nin parfüm sularını kullanabilirsiniz.Ya da Avon'dan alacağınız küçük bir parfümü çantanıza atabilirsiniz.

14-Takılarınızı düzenlemişken maykaj malzemelerinizi de düzenleyin.Unutmayın her makyaj malzemesinin arkasında 12M ya da 6M yazılı kodlar görürsünüz.Bu küçük kodlar size kullanım süresini gösterir.Tarihi geçmiş makyaj malzemeleri cildinizin çabuk yaşlanmasına sebep olur.

15-Kendinize renkleri bir oje ve ruj alın.Böylece dudaklarınız ve elleriniz bir ahenk içinde olacaktır.

16-Saçlarınızın mevsimden mevsime değişimler gösterdiğini unutmayın.Devamlı aynı şampuanı kullanmak saçlarınızı dökebilir.Yeni çıkmış ufak bir şampuan alıp bir iki hafta onu kullanabilirsiniz.Bir süre saçlarınızı sıcak fönden uzak tutabilirsiniz.Nemli saç kullanarak saçlarınızın kendi kendi kurumasını sağlayabilirsiniz.

17-Tırnakalrınıza devamlı oje sürmekten kaçının.Onlarında biraz hava almaya ihtiyacı var.Besleyici cilalardan yararlanabilirsiniz.

18-Saçlarınızın rengini değiştirebilirsiniz.Bunu çok fazla önermiyorum ama bir yıldır boyamadıysanız saçlarınızı bu size zarar vermez.

19-Finallerinizin bitimine doğru ders notlarınızı düzenleyin.Kitaplarınızı şeffaf bir ciltleyin.Kitaplarınız mutlaka bir gün işe yarar.

20-Kendinize internetten birşeyler satın alabilirsiniz.Kitap,cd,dvd,makyaj malzemesi,..


Ve liste dışı olarak eklemek istediğim çok önemli birşey var:

Herkesin yaza girmeden önce rejim yapmaya ihtiyacı vardır.Unutmayalım ki hiçbirimiz Mavi Göle Dönüş filmindeki kız gibi değiliz ve güzel olmak başkaları için değil kendimiz için gerekli.Rejim yaparken bitki çaylarından yararlnamak çok akıllıca olabilir.Kendinize iyi bakın.Umarım tavsiyelerim işe yarar.Görüşmek üzere! Ciao!
Merhaba!
Size bu görmüş olduğunuz güzel Akdeniz sahilinin 20 km ötesinden sesleniyorum.Uzun zamandır bloğuma yazı yazmamıştım.Sınavlarım bittiğine göre birşeyler yazabilirim artık dedim kendi kendime.Boşuna harcadığımız vakitlerin yanında biraz yazı yazmak herkese iyi gelebilir.Bazen takip edildiğinizi hiç hissetmeseniz de birşeyler paylaşmak güzel olabilir.Havanın çok ama çok ısındığı şu günlerde içimizi ferahlatmak en iyisi.Eski kıyafetleri kaldırmak, yazlıkları yerleştirmek ve hatta yeni yazlık giysiler almak herkese iyi gelebilir.İnsan şimdi, şuan bütün olumsuzlukları pencerenin dışına bırakabilir ve dışarıda parlayan güneş kadar büyüleyici düşüncelere dalıp, kendini ve ruhunu yenileyebilir. Amerika Birleşik Devletleri Başkannı Barack OBAMA'nın da dediği gibi ''Change,we need''.Umarım bu olumlu ruh halim uzun süre kalıcı olur ve bloğuma bol bol yazılar yazarım.Uzun bir aradan sonra yazdığım bu küçük yazıyı ''Yes we can!'' diyerek bitiriyor ve hepinize güneşli günler diliyorum.Ciao!

Merve ARCASOY